-
Zahid Medeni
Tarih: 16-12-2025 18:46:00
Güncelleme: 16-12-2025 19:01:00
Konya’ya Büyük Şehir adı hakikaten yakışıyor. Ve Konya Belediyesi; Büyük Şehirliğe yakışan işler yapıyor.
28-29-30 Kasım tarihlerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Konya Büyük Şehir Başkanlığının beraber düzenlediği Selçuklu Kongre Merkezinde icra edilen ’Şehir ve Aile Şurası’na katıldım.
Şura’nın teması; ‘’ Değişen Dünyada Aileyi Yerelden Güçlendirmek; Sağlıklı Toplumlar İçin Önleyici Yerel Politikalar’’ üzerine kurgulanmış ve üzerinde oldukça emek sarf edilmiş bir çalışma idi.
Konya Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın; Uğur İbrahim ALTAY ve ekibini en kalbi hissiyatımla tebrik ve takdir ettiğimi ifade ile başlamak isterim.
Organizasyon nerdeyse kusursuz bir şekilde planlanmış, belediye ekibinden görev alan arkadaşların tamamı olayı benimsemiş ve kusursuz bir projenin çalışanı olmak gibi hedefi içselleştirmiş; samimi, mütebessim, saygılı, nazik, şehrini, belediyesini ve işini özümsemiş, kolektif bir ekiple yönetilen mükemmel bir organizasyona ev sahipliği yaptılar.
Emek veren tüm ekibi tebrik ediyorum. Aslında bu sadece benim ferdi bir tespitim değil Şura’ya katılan nerdeyse tüm arkadaşlarımızın kanaatidir diyebilirim. Konya’yı bundan sonra hangi Büyük Şehir benzer bir organizasyonda yakalayabilir ya da geçebilir bilmiyorum. Program organizasyonunda Konya çıtayı çok yükseklere koymuş oldu. Zamanla diğer organizasyonlarla da disiplin, hizmet ve kalite bakımından kıyaslamaya çalışırız inşallah. Bu tür başarılı ve güzel örneklerin sayılarının artmasını da özellikle temenni ediyorum.
Gelelim Konumuza:
İki yüzden fazla akademisyen, idareci, uzman ve üst düzey katılımın olduğu Şura’da komisyonlarda görüşülen konu başlıkları da şöyle şekillendirilmişti:
1- Kırılgan Grupların Ailedeki ve Şehirdeki Yeri
2-Aile İçi Risklerin Önlenmesi ve Koruyucu Yerel Politikalar
3-Dijitalleşme ve Aile Dinamikleri
4-Aile Dostu Şehir
5-Ruh Sağlığı, Psikososyal Destek ve Aile İletişimi
6-Kültürel Kimlik, Değer Aktarımı ve Aile
7- Sosyal Destek Mekanizmaları ve Aile Refahı
Başlıklar da oldukça önemli. Bu başlıklara göre önümüzde çok önemli bir ‘Aile Vakası’ var ve bu vakayı iyi anlamamız ve en az zararla bu kurumu korumamız gerekli hissiyatı kendiliğinden oluşuveriyor. Anlaşılan artık aile kurumu SOS veriyor. Bun da hemen, hemen herkes hem fikir.
Aile Kurumu Risk Altında
ANAYASA MADDE 41- ‘’Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.’’ Demektedir.
Devlet; tüm kurumlarıyla, STK lar kendi çaplarında mecburiyetten didinmeye başladı sanki. Son zamanlarda yaşanan olaylarla küçülen, bozulan, kendi içinde boğulan, boğuşan, taciz eden, öldüren, birbirine kan bağından dolayı olan saygısını kaybeden son kale ve sığınak olma özelliğini yitirmeye başlayan ailenin yoğun bakıma düşmeden sağlığına kavuşturulması için el birlik gayret göstererek, aile yapısındaki, nitelikli saygıya dayalı performansı durağan halden negatife dönmeden pozitife çevirmenin gayretlerini gösteriyorlar.
Bunlar iyi gayretler. Gerekli mi? Evet, hem de oldukça gerekli.
Görünen Riskler
Ekonomik koşullarda rekabet kurallarına uymayan dengesiz yarışlar, konfor ve lükse yönelik sınırsız ilgi, ibadet ve dua anlamında maneviyat eksikliğinin tavan yapması, helal haram konularında kaybedilen hassasiyetler, cinsiyet eşitliği gibi bu toplumum genlerine aykırı gidişatın her geçen gün kahir ekseriyeti Müslüman olan topluma dayatılmaya devam edilmesi, kadınların çalışmaya zorlanması (teşviki değil) mevcut koşullarla kapitalist sistem ve seküler anlayışın kadını erkeklerle yarış pistine cazip şeytani tekliflerle zorlaması, dijital alanda ( fenomen olma hevesiyle) sürekli artan teşhircilik, çocuklarda ve gençlerde suça yönelik korkunç kayma açılımları, aklı ve sağlığı gideren madde kullanımının artması, on sekiz yaş altı gençlerde şiddet ve cinayete kadar varan artış, on iki yaşlara kadar inen madde kullanımı, erkeğin hanımına, kadının kocasına yönelik aldatma ve ihaneti, boşanmalarda ki artışlar vs. Hangisini yazalım?
Ailenin kıyameti için şeytana bile gerek bırakmayan korkunç gidişatın ayak sesleri ne yazık ki halkı Müslüman ülkeleri de istilaya adım, adım yaklaşıyor.
Yaklaşıyor mu ne alaka? Çoktan işgal başlamış bile. Ne yazık ki bu konuda iyimser olma imkanımız yok. Ülkemizde bu anlamda korumasız hale geliyor her geçen günde.
Her akıl sahibi, aile ferdi, STK lar, Develetin tüm ilgili kurumları olayı ciddiye almalı. Konya Büyük Şehir’in yaptığı ‘’Şehir ve Aile Şurası’’ da bu düşüncede devletin pozisyon alma gayretlerinden birisi. Bu bakımdan önemli.
Elbette Aile Bakanlığı da bu işte çalışıyor. Hatta diyebilirim ki Aile ve sosyal Hizmetler bakanlığı son yıllarda en atak çalışmaları yapıyor. Son Aile Bakanı EU standartlarında kaliteli hizmetleri üretiyor, planlıyor ve işlevsel hale getiriyor.
Beyin mekanizması planlıyor ama mafsallarda vatandaşa dokunan ve toplumu inandığı değerler anlamında mobilize eden, sosyal dokuda tezahürlerini görmekte zorlandığımız makessiz sonuçlarla yüz yüze geliyoruz. Bakanlık sadece sosyal yardımlarla özdeşleşmiş hale geliyor görüntüsü veriyor.
Bunun bir şekilde gözden geçirilerek yeniden ele alınması ve toplumun aile konusunda manevi ve ahlaki değerlere tekrar yönelmesi konusunda bir şeyler yapılmalı.
Sadece seküler anlayışın merkeze alındığı çalışmaların sonunda ailede aranan sıcak ortam tesis edilemeyecektir. Aileye ruh veren, can veren asıl şey; sevgi ve saygıya dair aşkın alem bağlantılı olan iman ve ecir merkezli bir anlayışı ikame etme düşüncesidir.
Olayları sadece maddi planda değil; sevap alma, huzur bulma, anne baba ve evlada karşı görevlerini yaparak ebedi hayat bilinci içinde yaratıcının hoş görüsünü kazanma boyutları öğretilmeden, içselleştirilmeden sadece fiziksel anlamdaki faaliyetler eksik kalacaktır. (Bu işi Bakanlık düşünüyordur zaten!)
Benim olduğum komisyon ‘’Sosyal Destek Mekanizmaları ve Aile Refahı’’ masası idi. Ben bu konu üzerinde bir miktar durmak istiyorum.
Aileye Kıymet Katan Özellikler
Aile’nin bizim kadim kültürümüzden gelen; örf, adet, saygı, sevgi, mahremiyet, mesafe, helal, haram, israftan kaçınma, tasarruf etme, akrabalık hukuku, affetme, bağışlama, barışma, küskünlükleri uzatmama, yardım etme, ziyaret, acı ve tatlı gün destekleri, vb aileye ait olmazsa olmaz değerler nesilden nesile aktarım öğretisini de kendine görev bilmelidir.
Kimi yerlerde Bakanlığın ya da Belediyelerin; kültürel faaliyet içerikli olarak, seküler anlayışla yaptığı salon toplantılarında maksat hasıl olmamaktadır. İçeriğinde kutsallarımıza dair yani; Kur’an, Peygamber, ahlak, örf, adet, tarih ve saygıdeğer kişilerin geçmiş yaşanmış hikayeleri olmayan tatsız, tuzsuz, baharatsız yemeğe benzeyen stand-up konuşmalarla olmaz bu işler. TV lerdeki film veya dizilerde veya tik-toklarda çoğu saçma Freudçu mantıkla yapılan psikolojik değerlendirmeler bu toplumun genetiğine uymamaktadır.
Allahsız, kitapsız, ahlaksız Freud ve benzeri psikologların psikoterapik vaka incelemeleri ile yol alınamaz. Freud vb anlayışlar bu Müslüman toplumun nesi olur?
Batının psikolojisi ve mantığı ile bu toplum kadim aile değerlerine kavuşamaz. Bu batıyı tümden red anlamı taşımıyor. Elbette ki; teknik, teknolojik ve bilimsel metotları bilinmeli ve gerekli ve ihtiyaç halinde alınmalıdır.
Ahlak, aile, çocuk yetiştirme ve manevi değerlerin nesilden nesile aktarılan tarihi, dini ve sosyal çevreyle ilintili manevi değerler konusunda her inancın ve coğrafyanın DNA larının farklı olacağı unutulmamalıdır.
Aile Bakanlığı, Değerler konusunda eğitimi, nikahlı aileyi teşviki önemsemelidir. Sistematik belediye nikahlarında çiftlere verilen aile cüzdanı bir defterden ibaret görüntüsünden kurtarılmalıdır.
Nikahın karşılıklı bir aidiyeti kabullenme, saygı ve sevgide paydaş olma, yaratıcı katında sorumluluk alma, toplum nazarında akredite olma, başlanılan ve tamamlanması gereken bir ibadet kadar manevi değere sahip olduğu şuuruna varma temsili olduğu vurgulanmalıdır.
Aileyi destekleme veya kurtarma çalışmalarında olayı sadece ekonomik destek paketlerini artırmakla kaybedilen aile değerleri tekrar ihya edilemez. Aile destek paketleri olmalı ancak, çalışabilecek durumda olanlar muhakkak çalışarak ailelerinin rızıklarını temin etmelidir.
Engelli olanlar, yaşlı olanlar için devletin yardım ve destek paketleri adil bir şekilde devreye girmeli ve yaşanılabilecek şekilde ne gerekiyorsa geçimliği için devlet ona dair ödemeyi yapmalıdır. (Devam edecek)
- Şehir ve Aile Şurasının Düşündürdükleri (2)
- Sınırları Belli Olmayan Hayat Tam Bir Tuzak
- Diyanetin Nükleer Bomba Çalışması!
- Gassal….(2)
- Gassal….(1)
- Ailemle Evde Yapayalnız!
- Depremlere Karşı Erkekçe Durmak
- Şiddet, Ne Güçtür Ne Çözüm!
- Büyük Hırsıza ve Hırsızlığa Dikkat!
- Ailemize Hicret Edelim
- Nefsi Terbiye Eden, Toplumu Aslına Göre İnşa Eden
- Geçmişten Bu Güne Zalimler, Zulümler ve İlahi Yardıma Mazhar Olarak Kurtuluşa Yürüyen Gazze