-
Şeref Yumurtacı
Tarih: 30-03-2026 23:43:00
Güncelleme: 31-03-2026 00:38:00
Kış gecelerinin o uzun sessizliğinde, Tosya’nın dar sokaklarından bir konak kapısına doğru adımlarınızı attığınızı hayal edin. İçeriden gelen müzik sesi ile samimi bir sohbetin sıcaklığı dışarı sızıyor. Ama burası sadece bir "sıra gecesi" ya da rastgele bir arkadaş toplantısı değil. Burası, kökleri Selçuklu’ya, Ahilik teşkilatına kadar uzanan; sevginin, saygının ve disiplinin harmanlandığı Yaren Meclisi.
Gelenek ve Terbiye Bir Arada
Tosya Yarenliği, sıradan bir eğlence kültürünün çok ötesindedir. Gençlerin "piştiği", büyüklerin tecrübelerini aktardığı, adeta bir yaygın eğitim kurumudur. Kapıdan içeri girdiğinizde sizi karşılayan o ağırbaşlılık, aslında Anadolu’nun bin yıllık "edep" anlayışıdır. Meclise giren her "Yaren", egosunu kapıda bırakır. Burada makamın, mevkinin ya da zenginliğin hükmü yoktur; sadece dürüstlüğün ve kardeşliğin dili konuşulur.
"Kız Anadan Öğrenir Sofra Düzmeyi, Oğlan Babadan Öğrenir Sohbet Gezmeyi"
Bu meşhur söz, Yaren kültürünün Tosya’daki toplumsal karşılığını ne güzel özetler! Yaren meclisleri, gençlerin hayata hazırlandığı bir staj dönemidir. Misafir ağırlamayı, büyüklerin yanında nasıl oturulacağını, nerede susup nerede konuşulacağını öğrenen bir genç, aslında hayatın her alanında başarılı olmanın anahtarını cebine koyar.
Meclisin kendine has kuralları vardır:
• Başağa: Meclisin lideri, adaletli hakimi.
• Yaren Ağaları: Kardeşlik bağını diri tutan üyeler.
• Cezalar: Yanlış yapanın, toplum kurallarını çiğneyenin tatlı sert yöntemlerle terbiye edildiği o meşhur "cezalandırma" ritüelleri.
Neden Yaşatmalıyız?
Dijitalleşen dünyada, ekranlara hapsolduğumuz şu günlerde "göz göze gelmenin" ve "gönül gönüle vermenin" kıymetini daha iyi anlıyoruz. Tosya Yaren kültürü, bize unutmaya yüz tuttuğumuz yardımlaşmayı, sadakati ve en önemlisi "bir" olmayı hatırlatıyor. Eğer bu mirasa sahip çıkmazsak, sadece bir geleneği değil, bizi biz yapan ahlaki pusulamızı da kaybederiz.
Kastamonu’nun bu kadim sesi, sadece Tosya’nın dağlarında yankılanmamalı; modern insanın ruhuna da dokunmalı. Çünkü Yaren demek, dost demek; dost demek ise dünyayı daha yaşanılır kılmak demektir.
Gurbette Sıla Sıcaklığı: Esenler’de Yaren Gecesi
İşte bu kadim kültür, geçtiğimiz 28 Mart akşamı İstanbul’un kalbinde, Esenler Mehmet Öcalan Spor Salonu’nda yeniden hayat buldu. Tosya’nın o vakur havası, binlerce hemşerimizin katılımıyla İstanbul’un sokaklarına taştı. Ben de oradaydım; o atmosferi solumak, o heyecana ortak olmak için yerimi aldım.
Yalan yok, uzun zamandır hasret kaldığım, özlediğim o Yaren oyunlarını izlerken yerimde duramadım. Hatta o kadar kaptırmışım ki kendimi, meclisin disiplininden kaçamadım. İki Yaren tekerlemesini heyecandan şaşırınca, Yaren Ağasından bizzat cezamı aldım! Ceza mı dediniz? Tam manasıyla "uçtum". Yaren ağaları beni ayaklarımdan yakalayıp baş aşağı çevirerek salladılar. O an, havada asılı kalırken anladım ki; o ceza aslında bir sitem değil, bir "hoş geldin", bir "bizdensin" nişanesiydi. Yarenlikte ceza bile bir lezzet, bir samimiyet testidir. Bu kültürü sadece izlememeli, iliklerimize kadar yaşamalı ve gelecek nesillere bu heyecanı miras bırakmalıyız.
Ilgaz mı, Tosya mı? Bir Gönül Birliği Meselesi
Yaren kültürü denince akıllara hemen o meşhur soru gelir: "Yaren Ilgaz’ın mı, Tosya’nın mı?" Aslında bu soru, bir ayrışmanın değil, devasa bir zenginliğin tezahürüdür.
Ilgaz Dağı’nın bir yüzü Ilgaz’a, bir yüzü Tosya’ya bakar. Sis çöktüğünde dağı birbirinden ayıramadığınız gibi, Yaren kültürünü de bu topraklardan koparıp tek bir haneye sığdıramazsınız. Bu kültür; Ilgaz’ın vakarı ile Tosya’nın zanaatkar ruhunun, Ahilik geleneğinde buluştuğu ortak bir mirastır. Biri ocağı yakar, diğeri közü harlar. Usul aynı usul, edep aynı edeptir. Önemli olan bu ateşin hangi ilçede yandığı değil, Anadolu’nun ortasında bizleri hâlâ ısıtıyor olmasıdır. Bizim görevimiz "kimin" olduğunu tartışmak değil, bu asırlık "edep mektebini" el birliğiyle geleceğe taşımaktır. Çünkü Yaren; sınırlarla değil, gönüllerle çizilmiş bir coğrafyanın adıdır.
Vefa ve Teşekkür Borcu
Bu muazzam gecenin arkasında büyük bir emek, sarsılmaz bir irade ve bitmek bilmeyen bir memleket sevdası var. Anadolu’nun birlik, beraberlik ve edep kültürünün yaşatılması adına imkanlarını seferber eden Esenler Belediye Başkanı Sayın Mehmet Tevfik Göksu’ya, bizleri yalnız bırakmayan AK Parti İstanbul İl Yöneticilerine, AK Parti Esenler İlçe Başkanı Sayın Emrullah Erkuş’a, MHP İstanbul ve Esenler İlçe Yönetimlerine ve memleketten kopup gelen MHP Tosya İlçe Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum.
Ayrıca bu organizasyonun lokomotifi olan TODEF Genel Başkanı Sayın Hasan Can Mızrak’a, Tosya Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın Ömer Safran’a ve özellikle bu gecenin hayata geçmesi için gecesini gündüzüne katan, maddi ve manevi her türlü fedakarlığı ortaya koyan İBB ve Esenler Belediyesi Meclis Üyemiz Sayın Hasan Şahin’e Tosyalılar adına gönülden teşekkür ederim.
Böyle güzel kültür gecelerinin artarak devam etmesi temennisi ile en büyük teşekkür ise; Tosya’dan bu gece için Esenlere gelen Yarenlerimize ve İstanbul’un dört bir yanından akın akın gelerek salonu hıncahınç dolduran, özüne ve kültürüne sahip çıkan kıymetli hemşerilerimize...
İyi ki varsınız...
- Kudüs Üç Dinin Değil, Tek Hak Dinin Şehridir!
- Esenler’de Tarihe Tanıklık Eden Fil Ahırları
- Gençlik Çalışması Değil, Gençlik İçin Çalışmak!
- Zamanı Aşan Lider: Fatih Sultan Mehmet
- Dava, Makamla Değil, İnançla Ölçülür
- Sultan Abdülhamid'i Anmak ve Anlamak
- MİRACA DAİR...
- Sarıkamış Gerçekleri ve Enver Paşa!
- Bugün Dünya Çocuk Hakları Günüymüş!
- Buraya Hamam Diyen de Var Türbe Diyen de. Aslında İkisi de Değil !
- MİMAR SİNAN’IN ESENLER’E MÜHRÜ
- OSMANLI’NIN AVRUPA’YA AÇILAN KAPISI: ESENLER