-
HÜSEYİN YILMAZ
Tarih: 17-03-2026 16:13:00
Güncelleme: 17-03-2026 16:13:00
Her toplumun kendine ait manevi değerleri vardır. Bu değerler, bir toplumu ayakta tutan en önemli unsurlardır.
Bu değerlerin kaybedilmesi halinde toplumsal erozyon başlar ve ardından çöküş kaçınılmaz hale gelir.
Tam da bu noktada şu soruyu sormanın yerinde olduğuna inanıyorum:
Manevi çöküş mü daha büyük felakettir, yoksa ekonomik çöküş mü?
Kanaatimce manevi çöküş, felaketlerin en büyüğüdür.
Çünkü ekonomik bir çöküşten çıkıp yeniden ayağa kalkmak mümkündür. Tarihte bunun birçok örneği vardır.
Ancak manevi çöküş yaşandığında, toplumun yeniden toparlanması çok zor olur. Bu süreç bazen bir asrı bulabilir.
Bu da en az iki neslin kaybolması, değerlerinden uzak yetişmesi anlamına gelir.
Bugün yaşadıklarımıza baktığımızda, toplum olarak nereye gidiyoruz diye sorulursa;
Benim cevabım şudur:
Toplumsal bir manevi kıyamete doğru sürükleniyoruz.
Bunun o kadar çok belirtisi var ki, sadece birkaçını saymak bile yeterlidir:
- Anne ve babaya karşı saygının azalması, isyanın artması
- Canımızı korumak için hayatını ortaya koyan güvenlik görevlilerine saldırılar
- Hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik şiddet
- Dinimizde her zaman saygın bir yere sahip olan öğretmenlere karşı saldırılar
- Hukuk önünde savunma görevini yerine getiren avukatlara yönelik saldırılar
- Din hizmeti yapan din görevlilerine karşı saygısızlık ve saldırılar
- Akrabalık bağlarının zayıflaması, ilişkilerin kopması
- Dedikodu ve gıybetin artması
- Komşuluk ilişkilerinin yok olmaya başlaması
- Garibin, düşkünün ve yoksulun görmezden gelinmesi
Bu listeyi uzatmak mümkündür.
Ancak sadece bu saydıklarımız bile bir toplumun manevi anlamda çöküşe sürüklendiğini göstermeye yeterlidir.
Şimdi soruyorum;
Sizce hangisi daha ağırdır? Manevi çöküş mü, ekonomik çöküş mü?
Bu sorunun cevabını herkesin kendi vicdanında vermesi gerekir.
Saygı ve hürmetlerimle.
- Çıkmaz Sokak
- Yeni Avrupa: Özgürlükten Güvenliğe
- Türk Çağı
- Yeni Sistemin Yeni G-7 Ülkeleri
- KIYAMET SENARYOSU
- KAOS YILI 2026
- AVRUPA’DA YÜKSELEN TANSİYON VE YENİ GÜVENLİK PARADİGMASI
- Küresel Gerilimin Doruk Noktasına Doğru
- 2026 Yılına Dair
- Yeni Çatışma Bölgeleri
- Koşar Gelen Felaket: Nufusun Artmaması
- Yeni Dönemin Kodları ve Değişen Dengeler