-
HÜSEYİN YILMAZ
Tarih: 08-04-2026 22:21:00
Güncelleme: 08-04-2026 22:21:00
Bugün dünya, yaklaşık 40 gün önce Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail öncülüğünde, nükleer silah gerekçesiyle İran’a karşı başlatılan savaşın sonuçlarını yakından izlemektedir. Başlangıçta savaşın kendi planladıkları şekilde ilerleyeceğini düşünen tarafların, süreç ilerledikçe beklemedikleri bir tabloyla karşılaştıkları görülmektedir.
İran’ın verdiği karşılık, birçok çevrede şaşkınlık yaratmıştır. Açıkçası, böylesine güçlü ve kararlı bir misillemenin gerçekleşeceği pek çok kişi tarafından öngörülmemiştir. Bu durum, savaşın seyrini önemli ölçüde değiştirmiştir.
Öte yandan, ABD–İsrail koalisyonunun uluslararası kamuoyundan beklediği desteği tam anlamıyla alamaması, dünyada hâlâ vicdan sahibi toplumların varlığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bu gelişme, geleceğe dair umutları da bir ölçüde canlı tutmaktadır.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte ortaya çıkan enerji krizi, ABD ve İsrail’i ciddi bir çıkmazın içine sürüklemiştir. Küresel enerji akışında kritik bir noktaya sahip olan bu boğazın kapanması, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik etkiler doğurmuştur.
Bu noktada bazı sorular öne çıkmaktadır: Eğer uranyum zenginleştirme gerçekten yasaksa, neden bazı ülkelerde bu faaliyetler devam etmektedir? Eğer yasak değilse, İran’a yönelik bu askeri müdahalenin gerekçesi nedir? Ayrıca, böyle bir müdahalenin küresel enerji dengelerini sarsacağı neden öngörülememiştir?
Tüm bu gelişmeler ışığında, söz konusu müdahalenin yalnızca İran ile sınırlı olmadığı; aynı zamanda Çin ve Rusya gibi küresel aktörlere yönelik stratejik bir mesaj taşıyıp taşımadığı da tartışma konusudur.
Gelinen noktada açıkça görülmektedir ki bu savaş, özellikle ABD açısından beklenen sonuçları doğurmamakta ve giderek daha karmaşık bir çıkmaza dönüşmektedir. Sürecin nasıl şekilleneceğini ise zaman gösterecektir.
- MANEVİ ÇÖKÜŞ MÜ, EKONOMİK ÇÖKÜŞ MÜ?
- Çıkmaz Sokak
- Yeni Avrupa: Özgürlükten Güvenliğe
- Türk Çağı
- Yeni Sistemin Yeni G-7 Ülkeleri
- KIYAMET SENARYOSU
- KAOS YILI 2026
- AVRUPA’DA YÜKSELEN TANSİYON VE YENİ GÜVENLİK PARADİGMASI
- Küresel Gerilimin Doruk Noktasına Doğru
- 2026 Yılına Dair
- Yeni Çatışma Bölgeleri
- Koşar Gelen Felaket: Nufusun Artmaması