beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MUTLAK BUTLAN

Evet, başlıyoruz!

Şöyle bir derinden suni özgüven gerektiren söylemler, arkaya yaslanışlar, tok karınlar, pek sırtlar, orantısız kişilik şovları, ters yüz eylemler ve evvel ussallıklar…

Girişin gelişmeden sonuca eriştiği, lebin leb-a leb zihin tiyatrosunda anlam bulduğu, gelişi güzelliklere oldukça kutsiyet atfedildiği zaman zarflarının içinde allamesel hezeyanlar…

Konum arayışıydı yukarıdaki emmareler, bir yerden başlama telaşesi, sözün öze dönüşmesine vesile, çok uzatmadan, ne olmayacak bu memleketin hali?!

Mutlak butlanla sakatlık! Hukuka giriş dersleri, kişiler hukuku; ana rahmine düşüş(cenin), tam ve sağ doğum, gerçek kişiler, tüzel kişiler, ehliyet, tam ehliyet, yarı ehliyet, tam ehliyetsizlik, kısıtlılık, vesayet, velayet, gaiplik ve ölüm...

Sonra pratikler; akl-ı baliğ olmayan(tam ehliyetsiz) bir kimsenin kendisini borç altına sokan bir sözleşme yapmasının sonuçları nelerdir? Akl-ı baliğ olmayan bir kimsenin yaşı kaçtır? Velayet altında mıdır(yaş küçüklüğü)? Yaşı büyükse vesayet makamı sağlanmış mıdır? Sözleşmeyi yapan diğer sağ(tam ehliyetli) durumdan haberdar mıdır? Hata, hile, ikrah, gabin ile akl-ı baliğ olmayanın iradesi sakatlanmış mıdır? Kişinin akli melekelerinin yerinde olmaması sebebiyle yapılan sözleşmenin geçerliliği nedir? Sakatlık hali butlan(nispi/kısmi/mutlak) gerekçelerinden hangisi içerisinde değerlendirilmelidir? Sözleşmenin kurucu unsurları teşkil edilmiş midir? Sözleşmenin geçerliliği nedir? Akl-ı baliğ olmayanın seçme ve seçilme hakkı var mıdır?

En genel şekliyle, mutlak butlan halinin varlığı ile oluşan ihtilaf konusu hususun çözümü, yargısal yönden nihai karar; her ne işlem ise iptaline, hukuki yönden ise açıklaması; ihtilaf konusu fiilin hiç var olmamış sayılması gerekliliğinden hükümsüzlüğüne, şeklinde yorumu mümkündür.(istisnai hususlar saklıdır)

Kişiler, sözleşme, irade, butlan,  hukuk, bahçelerde mimoza! Gelelim niyetin malumuna, malumun da ilamına!

Niyetin malumu noktasında, kişi kendinden bilir işi, diye bir söz duymuştum çok seneler önce. Bana fazla anlamlı gelmişti. Siyasette de durum böyle midir, bu siyaset işleri de kişi işi değil mi ki? Kişinin olduğu yerde olmaz mı kıymeti ve kerameti kendilerinden menkul demokrasi? Ne demişti Mao: ‘’siyaset kansız yapılan savaş, savaş kanla yapılan siyasettir’’ falan mıydı, neydi, bişi(bir şey)?

Erıch Fromm’un ‘’Özgürlükten Kaçış’’ kitabını okurken yakalandım ‘mutlak butlan’ a! Fromm, Avrupa’daki sosyolojik ve siyasi dönüşümlerle birlikte gelen ‘otoriter kişilik’ ve ‘otoriter liderlik’ kavramlarını açıklamaya çalışıyordu. Diyordu ki sahife 80’de: ‘’…Herkes bir potansiyel rakip olduğundan, çevresindeki insanlarla olan ilişkisi, düşmansı ve yabancı bir ilişkidir artık; özgürdür, yani yalnız, soyutlanmış ve dört bir yandan gelen tehditlerin ortasındadır. Rönesans kapitalistinin elindeki servet ve güç onda olmadığından, ayrıca insanlarla ve evrenle bir olma duygusunu da yitirdiğinden, bir bireysel hiçlik ve çaresizlik duygusu sarar içini. Cennet, bir daha bulunmamak üzere yitirilmiştir, birey tek başına, dünyaya karşı durmaktadır –sınırsız ve tehdit edici bir dünyaya fırlatılmış bir yabancıdır o. Yeni özgürlük, derin bir güvensizlik, güçsüzlük, kuşku, yalnızlık ve kaygı yaratacaktır. Bireyin başarıyla ayakta durabilmesi için, bu duyguların hafifletilmesi gerekmektedir.’’ Zamanlaması çok manidar! Devamında ise 16. Yüzyıl reformistlerinden Jean Calvin ve Martin Luther retoriğinin tahlili…

Aslında Fromm, günümüzdeki yaşanılan dahili ve harici hadiselerin dayanağını da, insan formunun sığınak ve sığınak kalıplarından azade yaşayamayacağını da, tafsilatlı olarak anlatmış. Kitabın muhteviyatı ve tamamının analizi başka bir zamana belki ancak tavsiyedir, okunmalı, neyse.

CHP’ye mutlak butlan konusuna tekrardan gelecek olursak, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki kongre mücadelesinde, iddia o dur ki; Özgür Özel kanadınca parti delegelerinin iradesinin sakatlanması nedeniyle kongrenin iptaline, genel yetkili mahkemeler marifetiyle kararının verilmiş olmasıdır. Başvurucular; parti delegelerinden bazıları, nihayetinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP genel başkanı olarak devamına…

Siyasi saiklerle meseleye mercek tutacak olsam, tarihi hafızam tazelenir ve mukaddesatçı damarım belki ağır basarak; ‘’ne butlanı, kapatılmalıdır CHP’’ diyebilirim. Saiksel ve kimliksel tutumumuz oldukça net ve radikal olabilir. Ancak yine siyasi saiklerle meseleye anti parantez açarak; ‘’Ak Parti milletin sorunlarını(iktisadi) çözmekle mükelleftir derinleştirmekle değil’’ diye de eklerim. Hatta onunla da kalmam daha neler söylerim neler. Ancak kendimi konumlandırma yarışında at koşturmaktan beriyim, mesele şahsi değil ilkesel, münferit değil ülkesel. Herkesin azami ciddiyet göstermesi gereken, söylemlerini yarını da düşünerek ifa etmesi lazım olan, mensubiyet duydukları partinin öz denetimini sağlayarak sözlerini yükseltmek suretiyle gayret gösteren, günün ideolojik argümanlarına sığınma kolaycılığıyla nevale keşmekeşi acizliğine düşerek değil memleketin ali menfaatlerini önceleyen, bir duruş sergilemesi zarurettir.

Hukuki zaviyemizden yorumlayacak olursak ise, şu aşamada elimizdeki doneler ve süreç manzumesinde, Türkiye’nin kurallar ve kurumlar yani Hukuk Devleti ilkesinin ciddi derecede zafiyet içerisinde olduğu kanaatindeydim. Siyasi partilerin; memlekete hizmet noktasında yalnızca bir araç olduğu, aslolanın ise ülkenin genel refahının hizmet suretiyle kalkındırılması olduğu, vatandaşın talep ve hissiyatının ne denli karşılık bulduğu ve eyleme dönüştürüldüğü bir siyasi partinin başarısına katkı noktasında elzem bir hakikat olduğu, demokratik temsilin meşru zeminde kalabilmesi adına yürütme erkinin yargı erkine tahakkümünün yargı erkine güveni ortadan kaldırabileceği gibi yargı kararlarının bağlayıcılığı noktasında da cebri icra kabiliyetini ortadan kaldırabileceği, haricen siyasi partilerin kendi iç seçimlerinin, genel ve yerel seçimlerin tanzimi noktasında  yegane yetkili kurumun Anayasa madde 79 kapsamında Yüksek Seçim Kurulu olduğu, haliyle usulsüzlük itirazlarının yalnızca YSK organlarına yapılabileceğiyle YSK tarafından karara bağlanabileceği, genel yetkili mahkemelerin yetki aşımının Anayasal hak ihlali olarak değerlendirileceği ve anılan kararlarının da mutlak butlan olarak yani hükümsüz kabul edilebileceği, eğer Anayasal kurallardan memnuniyetsizlik hissiyatı var ise de iktidara düşen sorumluluğun Anayasa’yı uygulama zorunluluğunun yanı sıra demokratik değişim için ya TBMM aracılığıyla ya da referandum suretiyle Anayasa’nın değişmesi mümkün olan maddelerini değiştirebileceği, temyiz makamı olan Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi’ne tarihi bir sorumluluk düştüğünü belirterek mutlak butlan kararına karşı yapılan itirazları yerinde bulup yerel mahkeme kararını bozması gerektiği, düşüncesine haizim. Şerhlerimiz oldukça rasyoneldir. Umarım yanlışa yanlışla, avama avamlıkla mukabele edilmez. Saygılarımla…

 

Bu yazı 311 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum